İletişim için
0216 570 44 44
Blog Haberler

Türkiye'de iyot durumu, iyot eksikliği ve yol açtıkları

İyot, tiroid hormon üretimi için gerekli bir mineraldir ve iyodun hemen tamamını besinlerle ağız yolu ile alırız. Besinlerle alınan iyot ince barsaktan emilerek kana karışır ve tiroid bezine taşınarak T3 ve T4 denilen tiroid hormonlarının yapımında kullanılırlar. Tiroid bezinde iyot yoğun olarak bulunur ve hormon yapımından sonra artan iyot idrarla atılır. Bu nedenle idrardaki iyot konsantrasyonu, yeterli iyot alıp almadığımızı göstermede oldukça değerli bir göstergedir.

Ortalama günlük iyot alımı 150-300 mcg arasında ise idrarda ölçülen iyot miktarı 100-200 mcg/L arasında olmaktadır. Bu bir kişinin yeterli iyot aldığını göstermektedir. Eğer bir kişinin idrar iyot atılımı 100 mcg/L'nin altında ise iyot alımının yetersiz olduğunu gösterir.

Dünya sağlık örgütü (WHO) ve uluslararası iyot eksikliğine bağlı bozukluklar konseyi (ICCIDD), 12 yaşından büyük bir çocuk ve yetişkin bir birey için günlük iyot alımının 150 mcg olmasını önermektedir. Ancak gebelerde ve emzirenlerde bu miktarın günlük 250 mcg'dan fazla olması önerilmektedir.

Ülkemizde iyot eksikliğini önlemek açısından 1998 yılından bu yana yapılan çalışmalar sayesinde çoğu il merkezinde iyot eksikliği problemi çözümlenmiş durumdadır. Ancak kırsal kesimlerde eksiklik halen daha devam etmektedir. İlk kez 1998 yılında yapılan çalışmalarda Türkiyede orta derecede iyot eksikliği olduğu saptanmıştır. O yıllarda iyot alımı yeterli olan hiç bir il bulunmazken, bazı illerde ağır iyot eksikliği olduğu saptanmıştır.

Bu sonuçlardan sonra 1999 yılında ülkemizde tüm sofra tuzlarının zorunlu olarak iyotlanması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmış ve 2000 yılında iyotlu tuz kullanımı yaygınlaştırılmıştır. 1998 yılından 2002 yılında gelindiğinde Türkiyede orta derecede iyot eksikliğinin, hafif derecede iyot eksikliğine gerilediği saptanmıştır. 2007 yılında ise halen daha ülkemizin %40'ında hafif-orta iyot eksikliği, %7'sinde ise ağır  iyot eksikliği olmak üzere iyot eksikliğinin %47 olduğu bulunmuştur.

İyot eksikliğinin yol açtığı durumlar arasında, tiroid bezinin büyümesi anlamına gelen "guatr" başta olmak üzere tiroid hormon azlığı (hipotiroidi) ve zihinsel işlevlerde bozulma sayılabilir. Ayrıca çocukluk ve ergenlik döneminde fiziksel ve zihinsel gelişme geriliğine neden olabilir.

Özellikle gebelikte iyot yetersizliği durumunda düşükler, ölü doğumlar, bebekte doğuştan bozukluklar, zeka geriliği gibi ağır tablolar görülebilmektedir. Özellikle iyot eksikliği için en kritik dönem beyin gelişiminin büyük oranda tamamlandığı gebeliğin 3. ayından 3 yaşına kadar olan dönemdir. Özellikle bu dönemde iyot alımının yeterli olmasına dikkat edilmelidir.

Öte yandan iyot fazlalığı ise, "otoimmün tirodit" denilen iltihaplı tiroid hastalıklarına yol açabilmektedir. Bu da halk arasında, tiroid tembelliği ve zehirli guatr olarak bilinen  hipotiroidi veya hipertiroidi tablosuna yol açabilmektedir. Bu nedenlerle toplumlarda iyot düzeyini belli dar sınırlarda tutmak gerekmektedir.

Diyette iyot kısıtlaması gereken durumlar oldukça azdır ve bu nedenlerle özellikle doktorunuzun tetkik sonuçlarınıza göre önerdiği durumlar dışında iyot kısıtlaması yapılmamalıdır. İyodu en çok aldığımız besin kaynağı ise tuzdur. Bu nedenle doktorunuz belirtmedikçe mutlaka iyotlu tuz kullanmalısınız. Tuz dışında deniz ürünlerinden, süt ürünlerinden de iyot almaktayız.

Çocuklarda ve ergenlik döneminde zihin ve fiziksel gelişim açısından ayrıca önemli olduğu için, özellikle bu dönemde dikkat edilmesi gerekmektedir. Ayrıca gebelik ve emzirme döneminde iyot gereksinimi arttığı için iyot ihtiyacının yalnızca iyotlu tuz ile karşılanması zordur. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde günlük 100-150 mcg iyot tabletleri ile destek önerilmektedir.